15 Mayıs 2010 Cumartesi

Romantik ve Gerçekçi: In Search of A Midnight Kiss

Ömür boyu unutulmayacak bir anının öyküsü. Tek bir gecede geçen o filmlerden. Diğerlerinden farkı bize ta en başında mutlu sonla biteceğine dair bir ümit ışığı yakmıyor oluşu...

Film siyah-beyaz. Oldukça romantik bir şekilde neden insanların özel günlerde yalnız kalmak istemediklerini anlatıyor. En azından son dakikayı paylaşma ihtiyacını çok pratik bir şekilde özetliyor. Sonrasında bizce cinayet sebebi sayılacak bir sahneye atlıyor ve bütün film boyunca bunu dillendirmekten geri durmuyor. Adamımız en yakın arkadaşının kız arkadaşının resmiyle mastürbasyon yaparken yakalanıyor, hem de arkadaşına ve kız arkadaşına. İşin -bana göre- tuhafı hem arkadaşın hem de kızın bununla dalga geçebilmeleri, oysa adamımız utançtan yerin dibinde...

Sonrasında ikna ediyorlar adamımızı ve bir arkadaşlık sitesine üye ediyorlar, yılbaşını geçirecek birini aradığını edebi bir biçimde ifade ediyor diyelim. Tek gecelik bir arkadaşlık... Son derece gizemli ve bir miktar da histerik bir kızdan telefon alıyor ve buluşma ayarlanıyor.
Buraya kadarı filmin bir sonraki aşaması için bir hazırlanma süreci, film için bir tür ön sevişme. Sonrası ise ters köşe... Filmin bundan sonrası çokça Before Sunrise'ı andırsa da kendi içinde özellikle çekim tekniği ve karakter kurgusuyla ayrılıyor. Diğer filmden en büyük farkı esas karakterlerin öylesine karşılaşmamaları, bilerek ve isteyerek, ayarlayarak buluşuyorlar. Kız son derece histerik bir girişten sonra çok daha derin sohbetlerden kaçınmaz buluyor kendini. Oğlan ise bir filmde göreceğimiz en dürüst karakterlerden biri. Yaptığı hataların farkında, 6 yıldır kimseyle çıkmamış. Bir çok filmde alay konusu olacağını düşündüğü için bu tür şeyleri geyiğe vurup "yok canııım olur mu hiç" diyen karakterlerin yanında bir tür pırlanta. Eski kız arkadaşına inanılmaz bir özlem içinde ve ağır bir depresyondan geçmiş.İşte bu ikili sadece kendi hayatlarını konuşarak bir gün geçiriyorlar. Kavga ediyorlar, mutlu oluyorlar, son derece romantik ve dürüst, açık, yer yer çok mutlu, yer yer son derece depresif bir şekilde filmin sonuna geliyorlar. Aradaki hikayeler çok yüksek dozda spoilerla filmin tadını kaçıracağından es geçip doğrudan sonuna geliyorum. Sonu bu filmden tam da beklediğimiz gibi, ne bir eksik ne bir fazla. Zaten en başından beri dürüstçe ilerleyen film sonunda da bizi tatsız bir sürprizden uzak tutuyor ve umduğumuz ama istemediğimiz şekilde bitiriyor.
Çekimi ise Los Angeles'a bir tür saygı duruşu. Resimlerin üzerine konuşmalar akıyor yer yer, illa ki oyuncuları görmemiz gerekmediği gibi bir kurgu yapılmış. Hatta bazı yerlerde sadece fotoğraflar var, üzerine bir konuşma bile yok. Önden konuyu resimlerin üzerinde özetleyip kenara çekiliyorlar, ve sonrasında bizi o karelerle başbaşa bırakıyorlar. O kadar hoş ve sade ki...

İkili arasındaki konuşmaların dürüstlüğü her filmde rastlanmayacak türden. Histerik ve çetin ceviz kılıflı kırılgan yapılı kız göz yaşlarını saklama gereği duymayacak kadar açık. Ve son derece güzel... Oğlan ise bilmediği bir sebepten kızın peşinden ayrılamayacak kadar duygusal. Karakterler kendi içinde tutarlı.

En büyük engeli Before Sunrise'a olan benzerliği ama bunu karakterlere yoğunlaşarak çözmeyi başarmış bana göre. Diğerinde politikadan inanca, kendi hayatlarından dünya düzenine durmaksızın akan bir sohbet varken, bu ikili sessizliği de paylaşmaktan çekinmiyor. Diğerinde bir tür peri masalı havası varken bu filmde bir tür hayatlarına gerçeklikle dalmak gibi bir durum var.
Özetle Before Sunrise'la kıyaslamadan seyredip sevilesi bir film. Diğerinin o mutlu eden havası ve dünyanın her şeyinden konuşması belki daha eğlenceli... Gönlümüzde yeri apayrı ama diğerinin yerini sarsmadan bu filmin de kendine bir yer bulması mutlu edici...

Aynı ekip bu filmden 4 yıl önce Sexless diye başka bir film yapmış. Belki karakterlere inanmamız da onların zaten birbirlerini tanıyor oluşundan geçiyordur.

1 yorum:

  1. Filmi az önce izledim. Yazıda geçen Before Sunrise filmini seyretmediğim için benim için kolay oldu :) Şaka bir yana şimdi Before Sunrise ve Sexless'ı seyretmeye karar verdim. Kişisel olarak böyle kısa zamanları konu alan filmleri hep sevmişimdir. Çok farklı olacak belki ama Panic Room. Dahası; Before Sunset. Bu tarz çalışmalarda insanların iliklerine kadar duygularını dışa vurmaları hoşuma gidiyor diyebilirim. Bazen kendimi onlarla öyle özdeşleştiriyorum ki sanki hayatımdan bir parçalarmış gibi geliyor. Yaşayıp hissettiklerimden parçalar taşıyor olmasından herhalde. (fani85)

    YanıtlaSil